Hz. Habil (as) - Kabil - Hz. Şit (as)
―― ✼ ― ✼ ― ✼ ――
بِسْــــــــــــــــــمِ ﷲِ الرَّحْمٰنِ الرَّحِيم
فَطَوَّعَتْ لَهُ نَفْسُهُ قَتْلَ اَخ۪يهِ فَقَتَلَهُ فَاَصْبَحَ مِنَ الْخَاسِر۪ينَ
“Sonunda içindeki duygular
onu kardeşini öldürmeye itti;
onu öldürdü ve böylece hüsrana uğrayanlardan oldu.”
(Maide 30)
Hz. Adem(as) ile Havva validemiz fani dünya müşkilatında hayatlarını idame ederken Havva validemiz gebe kalır ve Cenab-ı Hakk’ın bildirdiği gibi cefa çekerek, feryat figan ile ilk evladı olan Kabil’i dünyaya getirir. Günler ve aylar sonra Havva validemiz tekrar gebe kalıp bir evlat daha dünyaya getirir, o evladına da Habil ismini koyarlar. Kabil çiftçilikle uğraşırken Hz. Habil(as) ise koyunları gütmeye başlar.
İki kardeş Allah-u Teâlâ’ya kurban sunma vakitleri geldiğinde Kabil, çiftçilik yaptığı için toprağın ürünlerinden Rabb-u Âzim’e takdime getirdi. Habil ise sürüsünün ilk doğanlarından ve yağlarından Rabb-i Kerîm’e takdime sundu. Allah-u Teâlâ Hz. Adem(as) ve Havva validemizin günahını örtmek için kurban kanı akıttığından kendisine sunulan takdime de kanı akıtılan bir kurban olması elzemdi, bundan dolayı Allah-u Teâlâ Hz. Habil(as)’in takdimesinden razı oldu ancak Kabil’in takdimesini reddetti.
Allah-u Teâlâ'nın Kabil'i Uyarması
Hâl böyle olunca Kabil’in yüreğine haset düştü ve sitem etti. Allah-u Teâlâ Hazretleri Kabil’e seslenip “Niçin öfkelisin, niye suratın asık?” diye sordu. “Eğer doğru olanla amel etseydin senden razı olmaz mıydım? Şimdi akl-i selim ile hareket etmez isen işte günah pusuya yatmıştır. Günahın seni ele geçirip mahkûm etmesine izin verme. Onun sana değil senin ona hükmetmen gerekmektedir” diyerek vazife-i insaniyesini fenalığa kullanmaması için ikaz etmişti.
Kabil, Allah-u Teâlâ’nın ikazına rağmen nefs-i izzetinin zedelenmesinden dolayı haset ve kin ile kardeşi Hz. Habil(as)’i katledip toprağa gömerek günahını saklamaya çalıştı. Cenab-ı Hak, vakti zamanında günaha düşen Hz. Adem(as) ile Havva validemize sorduğu gibi Kabil’e de “Kardeşin Habil nerede?” diye sorunca Kabil “Nereden bileyim, kardeşimin bekçisi miyim?” diye yalan söyleyip suçunu gizlemek istese de her şeyi gören Allah-u Teâlâ hiddetle “Bu yaptığın fesatlık da nedir? Kardeşinin kanı topraktan bana sesleniyor. Şimdi sen de toprak tarafından lanetlendin. O toprak ki kardeşinin kanını senin elinden almak için ağzını açtı. Bundan böyle toprağı işlediğin zaman sana hasat vermeyecek ve sen yeryüzünde halifelik etmek yerine bedbaht bir halde aylak aylak dolanacaksın” dedi. Böylece Kabil, hevasat-ı nefsaniyye uyarak tarik-i isyana katılıp esfel-i safiline doğru yol aldı. Kabil’in cezası kaldıramayacağı kadar ağır oldu.
Kabil, Allah-u Teâlâ’nın huzurundan ayrılıp nefsine zulmedenlerden oldu. Göçebe hayatı yaşayarak çadırda oturup sürü güdenlerin, tunç ve demir gibi keskin aletleri dövenlerin atası oldu.
Hz. Şit
Hz. Adem(as), Havva validemizle tekrar zifaf ederek ‘Allah-u Teâlâ Habil’in yerine tekrar bize bir evlat daha ihsan etti’ diyerek doğan evlatlarına Şit(Allah’tan gelen) ismini koydular. Allah-u Teâlâ tarik-i imanda yol alsın diye Habil yerine Hz. Şit’i vererek yeni bir zürriyet hâsıl etti. Hz. Şit’in zamanında nev-i beşer tekrar tarik-i imanda kalıp rıza-yı İlahi için yaşamaya başladılar.
Kıssasdan Hisse
Hz. Adem ve Havva validemiz iyilik ve fesatlığı bilme ağacının meyvesinden yiyerek heves ettiklerini bir bir görerek neyin iyi, neyin kötülük getirdiğine bizzat evlatlarının ölümünü görerek şahit oldular. Kabil’in kalbi kin ile doluyken Allah-u Teâlâ’nın rızasını kazanması mümkün olmadığı gibi; benim de yüreğimde mümin kardeşlerime veyahut sırf benden farklı diye bir başkasına nefret var mıdır? Allah-u Teâlâ’nın rızasını istiyorum deyip de kardeşinden nefret eden Kabil gibi değil midir? Gördüğü kardeşini sevmeyen görmediği Halik-i Kâinat’ı nasıl sevebilir? Biline ki Allah nurunu tamamlayacaktır. Kabil’ler Habil’leri öldürüp hakikatin güneşini söndürmek istese de Allah-u Teâlâ Şit’leri göndererek Kabil gibilere rağmen hakikat yolunu her daim bildirecektir. Ben kimin yolunda gitmekteyim?
Kaynakça
Tevrat-ı Şerif: Yaratılış 4
İncil-i Şerif: İbranilere Mektup 11:4, Yuhanna 1. Mektubu 3:11-12
Kuran-ı Kerim: Maide 27-30, 32, Tin 4-5