Peygamberlerin hayatı

Hazreti Nuh aleyhisselam

Hazreti Nuh aleyhisselam

بِسْــــــــــــــــــــــمِ ﷲِ الرَّحْمٰنِ الرَّحِيْمِ

اِنَّٓا اَرْسَلْنَا نُوحًا اِلٰى قَوْمِه۪ٓ اَنْ اَنْذِرْ قَوْمَكَ مِنْ قَبْلِ اَنْ يَأْتِيَهُمْ عَذَابٌ اَل۪يمٌ

“Kendilerine yakıcı bir azap gelmeden önce kavmini uyar,
diye Nuh’u kendi kavmine gönderdik.”

(Nuh 1)

Hz. Adem(as) Allah-u Teâlâ’nın söylediği gibi semereli olup çoğaldı ve soyu yeryüzünde yayılmaya devam etti, lakin günahla kirlenmiş olan kavimler de böylelikle türemiş oldu. İnsanlar, günahlarını arttırdıkça arttırmaya devam ettiler. Öyle ki dünyada fesatlık, cinayet, zina, yalan, hırsızlık, ana-babaya itaatsizlik gibi daha nice günahlar aldı başını gitti. Eli kanlı Ademoğulları gittikleri her yerde Allah-u Teâlâ’nın istediğini yapan mübarek insanlar yerine; o lain yalancı, hilekâr İblis’in ardından giderek mel’un bir hâl aldılar. Kayin’in günahı Ademoğullarına ders olacağına onlar gittikçe fesatlıklarını arttırdılar.

Allah-u Teâlâ insanların geldiği bu hale bakınca öfkelenerek nev-i beşeri helak etmeye karar kıldı. O vakitlerde yeryüzünde Hz. Nuh(as)’dan başka doğru olanı yapan biri daha yoktu. Böylelikle Allah-u Teâlâ Hz. Nuh(as)’a ve ailesine merhamet etti. Hz. Nuh(as)’un üç evladı vardı. İsimleri Sam, Ham ve Yafes’ti. Allah-u Teâlâ Hz. Nuh(as)’a “Bütün insanlar dünyayı fesatlıkla doldurdu bundan dolayı tüm insanları helak edeceğim lakin sen ve ailen müstesna. Seninle antlaşma yapacağım. Selvi ağacından bir gemi yap. Sen, eşin, oğulların, gelinlerin ve tüm hayvanattan birer çift olarak gemiye girin. Cinslerine göre kuşlardan, sığırlardan, toprakta sürünen her canlıdan ikişer olarak sağ kalmak için sana gelecekler çünkü ben yaşayan her insanı helak etmek için yeryüzüne tufan getiriyorum. Kesinlikle yeryüzünde yaşayan her insan helak olacaktır. Onların kaçacak yeri olmasın diye her yeri suyla kaplayacağım” dedi.

Hz. Nuh(as) söylenildiği gibi gemiyi yaptı. Gemiyi yaptığını gören çevresindeki insanlar yanına yaklaşıp ne yaptığını sual ettiler. Hz. Nuh(as) da insanları tufanda helak olmaktan kurtarması için bir gemi inşa ettiğini söyleyerek onları da helak olmamaları için ikaz etti. Hz. Nuh(as)’un komşuları, akranları onunla alay edip yalanladırlar çünkü o zamana dek gökten ne bir damla yağmur düşmüştü ne de fırtına kopmuştu. Hz. Nuh(as) akranlarını ne kadar uyarsa da onu dinlemek istemediler tövbe ile niyaz etmek yerine fesatlıklarına devam ettiler. Nihayetinde Hz. Nuh(as) Hâkim-i Mutlak olan Kâdir-i Külli Şey’in kendisine emrettiği gibi her şeyi olması gerektiği şekilde yerine getirdi.

Allah-u Teâlâ Hz. Nuh(as)’a seslenerek “Ey Nuh, sen bu nesil içinde sâlih olanlardansın senin zürriyetinin yeryüzünde sağ kalması için kendine her temiz hayvandan yedişer çift, göklerin kuşlarından yedişer çift, murdar hayvanlardan birer çift al. Ben yedi gün sonra kırk gün kırk gece göklerin kapağını açacağım ve yeryüzünden sular fışkırtacağım” dedi.

Kâdir-i Zülkemal’in Hz. Nuh(as)’a söylediği gibi tüm hayvanat ikişer ikişer gelip gemiye bindiler, yedi gün sonra da Hz. Nuh(as), eşi, oğulları ve gelinleri de gemiye bindiler. Söylenildiği gibi o gün tufan başladı. Yeryüzünün bütün kaynakları toprağı yararak suları fışkırttı. Göklerin kapıları açıldı, yeryüzünün üzerinde kırk gün kırk gece tufan oldu, insanların feryat figanları arasında sular yükseldikçe yükseldi ve gemiyi kaldırdı. Sular pek çok yükselerek yeryüzündeki o koca dağları dahi örttü. Nefes alan her can tufanda helak oldu. Her can yeryüzünde zayi olurken Allah-u Teâlâ’nın ikazına kulak veren Hz. Nuh(as) ve ailesi helak olmaktan kurtuldu.

Muayyen vakitten sonra Allah-u Teâlâ Hz. Nuh(as)’u ve ailesini anımsadı. Allah-u Teâlâ yeryüzü üzerinden rüzgar estirdi ve sular alçalmaya yeryüzünden çekilmeye başladı. Kırk gün sonra Hz. Nuh(as) geminin penceresini açtı bir kuzgun yolladı. Kuzgun yeryüzünde sular kuruyuncaya dek öteye beriye uçup durdu. Hz. Nuh(as) sular çekildi mi istirahat edecek bir yer var mı diye bir güvercin daha gönderdi ama güvercin istirahat edecek bir yer bulamadı ve geri döndü. Hz. Nuh(as), yedi gün daha bekledikten sonra güvercini tekrar gönderdi. Akşam vaktinde güvercin gagasında bir zeytin ağacı yaprağıyla geri döndü, Hz. Nuh(as) suların yeryüzünde çekilmekte olduğunu anladı. Yedi gün daha bekledikten sonra güvercini tekrar gönderdi lakin güvercin geri dönmedi. Hz. Nuh(as), geminin kapısını kaldırdı baktı ki yeryüzünün toprağı kurumuş. Allah-u Teâlâ tekrar Hz. Nuh(as)’a seslenip “Sen, eşin, oğulların ve gelinlerin gemiden çıkın, seninle beraber yaşayan her mahlûku; kuşları, sığırları, yeryüzünde sürünen her canlıyı da beraberinde gemiden çıkar, ta ki onlar da türesin, semereli olup çoğalsın.” Hz. Nuh(as), emredildiği gibi her canlıyı çıkardı ve çıktıktan sonra bir makdis yapıp her helal hayvandan, her kuştan yakmalık sunu olarak Allah-u Azimüşşana takdim etti.

Tufandan Sonra Olanlar

Zât-ı Zülcelal Hz. Nuh(as)’un takdimesinden razı oldu “Ademoğullarının yüzünden toprağa tekrar lanet yağdırmayacağım zira Ademoğlunun yüreğindeki düşünceleri gençliğinden beri kötüdür. Artık hayat sahibi olan her şeyi, bir daha tufanla zayi etmeyeceğim. Ey Nuh, seninle ant içiyorum ki bir daha yeryüzünü tufanla helak etmeyeceğim. Yeminimin simgesi gökkuşağında olacaktır. Yağmur yağdırmak için bulut gönderdiğimde gökkuşağı ortaya çıkınca ben de yeminimi anımsayıp bir daha tufan göndermeyeceğim. Bilesin ki dünya hayatının sonu gelene dek ekip biçmek, soğuk sıcak, yaz kış, gündüz gece eksik olmayacaktır.”

Allah-u Teâlâ Hz. Nuh(as)’u ve oğullarını mübarek kılıp şöyle dedi: “Semereli olun çoğalın, yeryüzünü doldurun. Gökyüzünde uçan her kuş üzerine, yeryüzünde sürünen ve denizlerdeki her canlı üzerinde sizi halifem olarak tayin ettim. Mahlûkat-ı hayvanattan her şeyi de size yiyecek olarak verdim, ancak hayvanları kanlı haldeyken yemeyeceksiniz. Eğer olur da bir adam başka bir adamı öldürürse hesabını ben soracağım. Her kim insan kanı dökerse onun kanı da başka bir insan tarafından dökülecektir. Çünkü ben insanı kendi suretimde yarattım.”

Gemiden çıkan Hz. Nuh(as)’un soyu şöyledir. Sam, Ham, Yafet. Yeryüzünde çoğalıp yayılanlar bunlardan oldu.

Sam’ın beş evladı oldu. Bunlar yeryüzünde Fırat’dan Hint okyanusuna kadar olan bölgeye yerleştiler. Elamlılar, İranlıların atasıydı. Aşur, Assurilerin atasıydı. Arpakşad, Keldanilerin atasıydı. Lud, Lidyalıların atasıydı. Aram, Aramilerin atasıydı; Şam, Ermenistan, İbraniler ve Araplar gibi olan kavimler de Aramilerden türemişlerdir.

Ham’ın dört evladı oldu. Bunlar yeryüzünde Suriye, Kahramanmaraş’tan Samandağ’a dek uzanan Amanus ve Lübnan civarında ki Libanus dağlarına dek göç ettiler. Kuş, Habeşlilerin atasıydı, Misrayim, Mısırlıların atasıydı. Pût, Yunanlıların atasıydı. Kenan, kenan diyarının yani Ürdün nehri civarında olan günümüz Filistin ve İsrail’in olduğu bölgede ikamet edenlerin atasıydı.

Yafet’in yedi oğlu oldu. Toros, Kilikya, Asya’daki Tanais nehrine dek, Avrupa’dan Kadize kadar göç ettiler. Gomer, Anadolu’da Kelt devletinin ve Fransa’da Gallerlilerin atasıydı. Mecüc, İskitlerin atasıydı. Yavan, İyonyalıların atasıydı. Medey, Medlerin atasıydı. Tubal, İberlerin atasıydı. Meşek, Kapadokya civarında mesken kuranların atasıydı. Tiras, Trakyalıların atasıydı. Güney İtalya, Karadeniz, Frigler, Tarsus ve Kıbrıs kavimleri bu Trakyalılardan türemişlerdir.

Kıssasdan Hisse

Günümüz dünyası da Hz. Nuh(as) zamanı gibi değil midir? O vakitlerde insanlar Allah-u Teâlâ’yı unutmuş nefslerinin hevasına kapılarak her tür günahla yaşamaktaydılar. Her yer fesatlıkla dolmuş, mazlumu, yoksulu umursanmayan, zevk sefa içinde yaşayan o kavim Allah-u Teâlâ’nın ikazına aldırış etmeyerek günlerini zayi etmekteydiler. Ancak ansızın Allah-u Teâlâ’nın gazabına yakalandılar da kurtuluşları olmadı, ettikleri figanlar işe yaramadı. Günümüzde de insanoğlu sanki Allah-u Teâlâ’yı unutmuş da kıyamet gününde hesaba çekilmeyecekmiş gibi günlerini geçirerek günahlarına günah katarak yaşamaktalar. Allah-u Teâlâ bu dünyanın fani olduğunu ve herkesin hesaba çekileceğini önceden bildirmesine rağmen; bu ikaza aldırış etmeyenler ansızın kıyamete yakalanıp helak olmayacaklar mı? O halde ben de Hz. Nuh(as) gibi etrafımdakileri o yıkımdan kurtarmak için ikaz etmekte için çabalıyor muyum?

Kaynakça

Tevrat-ı Şerif: Yaratılış 5-10

Zebur-u Şerif: Yeşaya 54:9, Hezekiyel 14:14,20

İncil-i Şerif: Matta 24:37-38, Luka 17:26-27, İbranilere Mektup 11:7, Petrus’un 1. Mektubu 3:20, Petrus’un 2. Mektubu 2:5

Kuran-ı Kerim: Â’af 59-64, Tevbe 70, Hud 25-52, İsra 3, Meryem 58, Enbiya 76, Mü’minun 23-44 Furkan 37, Şuâ’ra 105-120, Ankêbût 14-15, Saffât 75,77, Mû’min 5,30-31, Zâriyat 46, Necm 52, Nuh 1-27, Kamer 9-16