Peygamberlerin hayatı

Hz. Samuel (as)

Hz. Samuel (as)

بِسْــــــــــــــــــــــمِ ﷲِ الرَّحْمٰنِ الرَّحِيم

... وَقَالَ لَهُمْ نَبِيُّهُمْ اِنَّ اللّٰهَ قَدْ بَعَثَ لَكُمْ طَالُوتَ مَلِكاً

“Onlara peygamberleri Samuel dedi ki:
‘Allah size Talut’u gönderdi.’” ...

(Bakara 247)

Hz. Yuşa(as)’nın ardından Reisler’in yaşadığı devrin akabinde Elkana adında biri vardı. Bu adamın Hanna ve Peninna adında iki eşi vardı. Peninna’nın evlatları olduğu halde Hanna, Sara validemiz gibi kısırdı. Hanna validemiz, Allah-u Teâlâ’nın Hz. Musa(as)’ya yapmasını emrettiği çadırdan yapılan Mescide her gittiğinde kuması onu üzmek için uğraşırdı. Hanna da ah-u enin eder, ağzına bir lokma sokmazdı.

Bir gün yine Allah-u Âzimüşşan’ın Mescidine vardığında Hanna validemiz, kalbi müteessir bir vaziyette acı çekerek ederek Kadir-i Külli Şey’e dua edip bir oğul ihsan etmesi için niyazda bulundu. “Ey Rabb-i Cihan-ül Kerim, sen merhamet edenlerin en yücesisin. Kuluna bak, ne haldeyim gör. Yüzünü benden çevirme. Eğer bana bir evlat nasip edersen ömrü hayatı boyunca onu sana vakfedeceğim, bir işaret da olarak saçını hiç kestirmeyeceğim” diye dua edip durdu. Hanna validemiz Cenab-ı Kerim-i Mutlak’a güvenerek evine döndüğü için üzüntüsü geçti, oturup yemeğini yedi. Allah-u Teâlâ da Hanna validemize merhamet gösterip bir evlat ihsan etti. Hanna validemiz gebe kaldı ve bir evlat doğurdu. “Onu Rabb-ül Âlemin’den istedim” diyerek oğluna ‘Allah işitti’ manasına gelen Samuel ismini verdi.

İlk Hükümdar

Hanna validemiz yemin ettiği gibi oğlu sütten kesilince Allah-u Teâlâ’nın çadırdan yapılan Mescide götürüp evladını Allah-u Azimüşşan’a takdim etti ve Rabb-ül Âlemin’e ilahi okudu. Allah-u Teâlâ’nın çadırdan yapılan Mescidinde büyüyen Hz. Samuel(as)’den halk çok memnundu. Hz.Samuel(as) büyürken Zat-ı Zülcelal onunla beraberdi ve Allah-u Teâlâ’nın peygamberi olduğunu bütün İsrail halkı idrak etmişti. Hz. Samuel(as) İsrailoğullarını yöneterek bütün sıkıntılarını hallediyordu. Oğullarını da bu göreve atamıştı ama oğulları Hz. Samuel(as)’in ardınca gitmemekteydiler.

Hz. Samuel(as)’in oğullarının yaptığı fenalıkları gören İsrailoğulları, Hz. Samuel(as)’e gelerek “Ey Samuel! Bak, sen yaşlandın, adalet sağlansın diye vazifelendirdiğin evlatların senin gibi adil değiller. Haksızın tarafını tutuyorlar. Allah-u Teâlâ’ya dua et de bize bir hükümdar tahsis etsin. Öyle ki sen vefat ettiğinde bize oğulların değil, o hükümdar hükmetsin” diye yalvardılar. Hz. Samuel(as) Rabb-ül Âlemin’e dua edince Zat-ı Ehad-i Samed “Ey Samuel tasalanma onlar seni değil beni reddediyorlar. Bu kavmi Mısır’dan çıkardığım günden bu zamana dek bana ne ettilerse aynısını sana da etmekteler. Onların arzusu neyse öyle yap, ancak arzu ettikleri hükümdarın oğullarını zorla cihada götüreceğini, kimisini de uşağı olarak çalıştıracağını, onların tarlalarını alıp kendi mülküne katacağını da onlara söyle. O gün hükümdar istedikleri için feryad u figan edecekler lakin onları yanıtlamayacağım” dedi. Hz. Samuel(as) Allah-u Teâlâ’nın söylediklerini halka iletse de halk, Rabb-i Âzim’i dinlemedi “Hayır, bir hükümdarımız olsun bizlerde diğer kavimlere benzeyelim” diye ısrar ettiler. Hz. Samuel(as) de Rabb-ül Âlemin’in isteği üzerine bir hükümdar atayacağını belirtip halkı evlerine yolladı.

Talut

Bünyamin aşiretinden Talut adında uzun boylu yakışıklı biri babasının kaybolan eşeklerini aramaya çıktığında yolu Hz. Samuel(as)’in bulunduğu yere rast geldi. Belki eşeğin nerede olduğunu bilir diye sormak için yanına gitti. Hz. Samuel(as) Talut’u görünce yanına oturttu. Evindeki cemaat ibadet ettikten sonra Hz. Samuel(as), Talut’u bir kenara çekip Cenab-ı Hakk’ın haberini iletti. Talut’a “Rabb-i Kerim bugün seni İsrail kavmine hükümdar olarak meshetti” diyerek o gün yaşayacağı her şeyi bir bir bildirdi. Talut, Hz. Samuel(as)’in yanında ayrıldığında Sâni-i Zülcemal ona yeni bir yürek ihsan etti ve o gün kendisine söylenen her şeyin bir bir yerine geldiğini gördü.

Hz. Samuel(as) daha sonra bütün İsrailoğulları’nı topladı. “İsrail kavminin Rabb-i Kerimi olan Allah-u Teâlâ ‘Ben sizi Mısır’dan özgür kılıp çıkardım. Sizi hüsrana uğratan her hükümdarın elinden ben sizi kurtardım. Lakin bugün sizi bütün musibetlerden kurtaran Rabbinize sırtınızı çevirdiniz ‘Bize bir hükümdar ata’ dediniz” diyerek Allah-u Teâlâ’nın vahyini iletti. Sonra Hz. Samuel(as)’e Hükümdarı seçmesi için yönlendirdi. Hz. Samuel(as), İsrailoğulları’nı aşiretlerine göre sıraya dizdi. Herkesin gözü önünde Bünyamin aşireti kurada çıktı. Bünyamin aşireti arasında da kura Hz. Samuel(as)’in daha önce meshettiği Talut’a çıktı. Hz. Samuel(as), Talut’u huzuruna çıkarınca İsrailoğulları “Yaşasın hükümdarımız” diyerek nida etseler de İsrailoğulları arasında Saul’u küçümseyerek “Bu mu başımıza Hükümdar olacak” diyenler de vardı.

Hz. Samuel(as) “İşte hükümdarınız olan Cenab-ı Hakk’ı reddedip seçtiğiniz hükümdarınız. Eğer siz ve hükümdarınız Kadir-i Zülcelal’den korkar da emirlerine riayet ederseniz ne âlâ, amma Zat-ı Kadir-i Külli Şey’e riayet etmez, şeriatini çiğnerseniz Allah-u Teâlâ da hükümdarınızı tekdir ettiği gibi sizi de tekdir edeceğinden emin olun. Olduğunuz yerde durun da Rabb-i Âzim’in semada kudretiyle yapacağı mucizeyi seyredin. Gök gürlersin, yağmur yağsın diye yalvaracağım. Böylelikle bir hükümdar istemekle Zat-ı Kerim’in gözünde ne kadar büyük bir fesatlık ettiğinizi idrak edeceksiniz” dedikten sonra dua ile niyaz etti, gökyüzünde şimşekler çaktı, öyle bir yağmur yağdı ki İsrailoğulları dayanamayıp “Helak olmayalım diye dua et ey Samuel, başımıza bir hükümdar istemekle günahlarımıza günah ekledik” diyerek feryat ettiler. Hz. Samuel(as) de “Korkmayın yeter ki Allah-u Teâlâ’nın emirlerine riayet edin. Kimseye hayrı olmayan putların ardı sıra gitmeyin. Allah-u Teâlâ, haşmetli isminin hatırına siz kavmini bırakmayacak. Çünkü sizin kendisinin kavmi olmanızdan razıdır. Yalnızca Rabb-ül Âleminden korkun, temiz kalple ile ibadet ederek takva sahiplerinden olun. Kadir-i Külli Şey’in sizler için ne kudretli ne haşmetli hadiseler yaptığını tefekkür edin! Lakin fesatlık etmeye devam ederseniz, hem siz hem de hükümdarınız hakir ve zelil olacaksınız” diyerek onları tembihledi.

Tevazudan Kibre

Talut, hilm ve tevazuyla Allah-u Teâlâ’ya itaat edip cihat ederek kavmine hükmetmekteydi. Allah-u Teâlâ da her cenkte onu muzaffer kılıyordu. Ancak zamanla kendisine kale yaptırıp, malı mülkü arttıkça kibirlenmeye başladı. Tevazuyla seçilen Hükümdar artık kibir ile dolup taşmaktaydı. Bir vakit yine cihat etmek üzere İsrailoğulları Filist halkıyla karşı karşıya gelmişti. Hz. Samuel(as) cenk edilmeden evvel Malik-i Hakiki’ye kurban kesilmesi için kendisinin beklenilmesine dair haber saldı. Talut, Hz. Samuel(as)’in vaktinden önce gelmediğini görünce hasımlarının her an savaşa başlayacaklarını düşünerek kurbanları kendisi kesti. Kurbanları kestikten hemen sonra Hz. Samuel(as) geldi ve Talut’u azarladı. Hz. Samuel(as) Talut’a “Akılsızca davrandın. Eğer Kadir-i Mutlak’ın emrine riayet etseydin hükümdarlık ebediyen senin zürriyetinde kalacaktı. Ancak bilesin ki hükümdarlığın ebediyyen sürmeyecek. Allah-u Teâlâ kendi yüreğine göre, isteğini yerine getiren, emrine sadık bir hükümdar seçecek çünkü sen Rabbe riayet etmedin” dedi.

Yine bir vakit İsrailoğulları, Hz. Musa(as)’yla birlikte Mısır’dan çıkıp çölde yürüdükleri zaman, onları katletmek isteyen Amaleklilere karşı cihat edecekti. Hz. Samuel(as) “Talut, Allah-u Teâlâ bu halkın hepsini kadın, erkek, çoluk çocuk ve bütün hayvanlarının yok edilmesini emrediyor çünkü onlar Mısır’dan çıkan atalarınıza zulmettiler” dedi. Talut, gidip Amaleklilerle cihat etti. Fakat Kadir-i Mutlak’ın emrine riayet etmeyip Amalek hükümdarını öldürmek yerine esir aldı, Talut’un adamaları da en iyi sığırları, davarları ve koyunları kendilerine sakladılar. Allah-u Azimüşşan, Hz. Samuel(as)'e “Talut’un hükümdar olması yararsızdır. Emirlerime riayet etmemektedir” deyince Hz. Samuel(as) bütün gece Rabb-i Rahim’e niyazla feryat etti ve ertesi sabah Talut’un yanına gitti. Talut, Hz. Samuel(as)’i görünce “Ey Efendim, işte emrini yerine getirip Amalek kavmini helak ettim” dedi. Hz. Samuel(as) de “O halde nedir bu koyunların melemesi, nedir bu sığır böğürmesi?” diye sual edince riyaya hapsolmuş Talut “Halk bunu düşmanlarımızdan getirdi biz de onları Rabb-ül Âlemin’e kurban etmek için sakladık” dedi.

Hz. Samuel(as) “Aç kulaklarını da Mabûd-u Hakiki’nin gece boyunca senin için ne kelam ettiğini işit. ‘Önemsiz ve basit biri olduğun hâlde seni İsrail aşiretlerinin hükümdarı yapmadım mı? Amaleklilerin neyi var neyi yok helak olsun diye emretmedim mi?’ diye sual ediyor Allah-u Azimüşşan. O hâlde neden Allah-u Teâlâ’nın emrine riayet etmedin” diyerek Talut’u azarladı.

Talut riyaya kapıldığından izzet-i nefsini müdafaa ederek “Ben gidip emrolunduğu gibi kavmi helak ettim ancak erler gidip nefslerine uyarak bu hayvanatları almışlar” dedi. Hz. Samuel(as) “Rabb-ül Âlemin kendi emirlerine itaat edilmesinden razı olduğu kadar, bu kurbanlardan razı olur mu? İtaat etmek kurban kesmekten daha önemlidir. Dik başlılık büyücülük kadar fena, putperestlik kadar haramdır. Sen Allah-u Teâlâ’nın emrini inkâr ettiğin için Cenab-ı Hakk da bundan böyle senin hükümdarlığını reddetti” diyerek Kadir-i Mutlak’ın ebedi hükmünü açıkladı.

Bunun akabinde Talut yere kapanıp feryad û figan etse de Rabb-i Âzim onun feryadını kabul etmedi zira Talut’un feryadı kendi izzet-i nefsinin zedelenmesinden ötürüydü. Talut, Hz. Samuel(as)’in cübbesinden tutup o kadar çok feryat etti ki Hz. Samuel(as)’in cübbesi yırtıldı. Hz. Samuel(as) “Bugün Allah-u Teâlâ İsrailoğullarının hükümdarı olmanı reddetti ve hükümdarlığı alarak, senden daha iyi birine vermeye karar kıldı. İsrail kavminin Rabbi yalan söylemez, hükmünü değiştirmez. Kadir-i Kerim insan değil ki insanlar gibi fikrini değiştirsin” dedi. İzzet-i nefsinin derdine düşen Talut, Hz. Samuel(as)’e “Nolursun hiç yoksa bugün beni onurlandır da ibadet esnasından bana eşlik et” dedi. Hz. Samuel(as) ise Talut’a acıyarak ibadet esnasında yanında durmaya razı oldu. İbadetten sonra Amalek hükümdarını getirtti. Hükümdar artık öldürülmeyeceğini sansa da Hz. Samuel(as) “Kılıcın kadınları nasıl evlatsız bıraktıysa validen de kadınlar arasında evlatsız bırakılacak” diyerek hükümdarı ind-i İlahi’de kılıçla öldürdü.

Böylelikle Hz. Samuel(as) oradan ayrıldı ve vefat edene dek bir daha Talut’un yüzünü görmedi. Bunun akabinde Allah-u Teâlâ Hz. Davut(as)’u Talut’un yerine hükümdar atadı. Bundan dolayıdır ki Talut, Hz. Davut(as)’a hayatı boyunca çok meşakkat çektirdi. Hz. Davut(as) sürekli ondan kaçmak mecburiyeti içindeydi. Bir vakit İsrailoğulları Filistlilerle cihat ederken mağlup oldular. Talut yaralanınca kılıcını çekip kendisini öldürdü. O gün Talut ve üç evladı vefat edip gözlerini hayata ebediyen yumdular. Filistler, Talut’un cesedini bulunca başını kestiler ve bedenini surlara astılar. Bazı yiğitler Talut’a yapılanları duyunca gece vakti gidip cesedini aldılar sonra ateş ile yakıp kemiklerini ılgın ağacının altına defnederek yedi gün yas orucunu eda ettiler.

Kıssadan Hisse

Allah-u Teâlâ İsrailoğullarına Talut’u hükümdar tayin ettiğinde Talut tevazu içinde görevini ifa etmeye kararlıydı, ancak zamanla çoğalan malı mülkü, riyaya kapılmasına sebep oldu. Bir zamanlar kendini bir hiç olarak görürken, Allah-u Teâlâ’nın nimetlerine nail olunca riyaya kapılarak nefsine zulmedenlerden oldu. Talut sıradan bir insanken Allah-u Teâlâ onu bir hükümdar olacak kadar yükselttiğinde riyaya kapılan Talut gibi, ben de Allah-u Teâlâ’nın bana bahşettiği nimetlerden dolayı kibre kapılıyor muyum? Her şeyin sahibi Allah-u Teâlâ’ya küstahlık edip haysiyetimin peşine düşersem Talut gibi hakir ve perişan olacağımın farkında mıyım? Riyaya kapılanların amellerimin boşa çıkacağını, Allah-u Teâlâ’nın gözünde haysiyetsizleştiğini biliyor muyum?

Kaynakça

Tevrat-ı Şerif: 1. Samuel 1-3, 8-10, 12-13, 15

Zebur-u Şerif: Mezmurlar 99:6, Hoşeya 13:10-11

İncil-i Şerif: Havarilerin Faailiyetleri 3:24, 13:19-20, İbranilere Mektup 11:32

Kur’an-ı Kerim: Bakara 246-248