Hazreti Yusuf aleyhis-selam)
بِسْــــــــــــــــــــــمِ ﷲِ الرَّحْمٰنِ الرَّحِيم
لَقَدْ كَانَ ف۪ي يُوسُفَ وَاِخْوَتِه۪ٓ اٰيَاتٌ لِلسَّٓائِل۪ينَ
“Andolsun ki Yusuf ve kardeşlerinde,
isteyenler için ibretler vardır.”
(Yusuf 7)
Hz. Yakup(as) on iki oğlu ile Kenan topraklarında(Günümüz İsrail-Filistin Bölgesi) ikamet ediyordu. Hz. Yakup(as), aşkla muhabbet beslediği zevcesi Rahel validemizden olan ilk evladı olduğu için oğullarının arasında en çok Hz. Yusuf(as)’u seviyordu. Hz. Yakup(as) Hz. Yusuf’a olan sevgisinden dolayı bir gün Hz. Yusuf için çok güzel, renkli, özel bir entari diktirip ona vermişti. Bundan ötürü de diğer kardeşleri Hz. Yusuf(as)’a kin besleyip pek muhabbet kurmamaya başlamışlardı.
Hz. Yusuf(as) daha 17 yaşında iken bir rüya görünce gidip hemen kardeşlerine anlattı. “Ben bir rüya gördüm, biz tarlanın ortasında demetleri topluyorduk, bir anda benim demetim doğrulup dikildi, sizin demetleriniz ise gelip önümde eğildiler.” Kardeşleri bunu duyunca “Sen başımıza hükümdar mı olacaksın?” diyerek ona çıkıştılar ve daha da çok kinlendiler. Başka bir vakit, Hz. Yusuf (as) tekrar bir rüya daha görünce yine hemen gidip kardeşlerine ve babasına anlattı. “Bir rüya daha gördüm, güneş, ay ve on bir yıldız yine gelip benim önümde eğildiler” dedi. Bu sefer Hz. Yakup(as) “Bu nasıl rüya? Ben, annen ve kardeşlerin gelip senin önünde yere mi kapanacağız” diye kardeşlerinin önünde Hz. Yusuf(as) azarlasa da bu rüyanın anlamını hep içinde saklı tuttu.
Hz. Yakup(as)’un oğulları hayvanlarını otlatmaya çıktıkları zaman, onlara erzak göndermesi ve ne hâldeler diye öğrenmesi için Hz. Yusuf(as)’u peşlerinden gönderdi. Hz. Yusuf(as) onlara yaklaşınca onu uzaktan gören kardeşleri “Haydi rüyalar gören şu riyakârı öldürelim, sonra da bir kuyuya atalım. Herkese de bir kurt saldırıp yemiş deriz, bakalım rüyası dediği gibi gerçekleşecek mi?” diyerek Hz. Yusuf(as)’a tuzak kurmayı niyet ettiler. Ancak kardeşlerinden biri Hz. Yusuf(as)’ı kurtarma niyetiyle “Hayır, onu öldürmeyelim, şu kuyuya atalım yeter” deyip diğerlerini ikna etti. Sonra Hz. Yusuf(as) onlara yaklaştığında kardeşleri onu hırpalayarak Hz. Yakup(as)’un ona hediye ettiği entariyi çıkartıp Hz. Yusuf(as)’u da kuyuya attılar. Neyse ki kuyu boştu, içinde su yoktu. Sonra kalkıp erzaklarını yediler. Bir kervanın yaklaştığını görünce de kardeşlerinden biri “Kardeşimizi öldürürsek elimize ne geçecek ki gelin onu şu kervana satalım” dedi ve Mısır’a giden İsmailî kervana Hz. Yusuf(as)’u 20 gümüşe sattılar. Daha sonra Hz. Yusuf(as)’un entarisini alıp bir hayvan keserek kana buladılar. Babalarının yanına gelip “Baba eve dönerken yolda bu entariyi bulduk, bir bak bu Yusuf’un entarisi mi?” diyerek günahlarını gizlemek için yalan söylediler. Hz. Yakup(as) entariyi görünce neye uğradığına şaşırdı, “Bu oğlumun entarisi belli ki onu bir kurt yemiştir” diyerek ah-u figan etti. Tüm hane halkı Hz. Yakup(as)’ı avutmayı arzu etseler de “Oğlum için yas tutarak bu hayata gözlerimi yumacağım. Bundan böyle hiçbir şey oğlumun acısını bana unutturamaz” diyerek feryat figan ederek gözyaşlarına boğuldu.
Hz. Yusuf ve Mısır
Kervan Mısır’a vardığında Firavunun muhafız askerlerinin reisi olan aziz diye bilinen Potifar Hz. Yusuf(as)’u satın alarak evine götürdü. Ailesi tarafından köle olarak satılarak terk edilen Hz. Yusuf(as)’ı Allah-u Telâlâ terk etmemişti. Hz. Yusuf(as) ne iş yapsa hepsinde Allah’ın inayetiyle muvaffak oluyordu. Hz. Yusuf(as)’u esir olarak alan adam, ondan o kadar memnun kalmıştı ki hanesinin bütün reisliğini ona devretmişti. Allah-u Teâlâ’da Hz. Yusuf(as)’a gösterdiği muhabbetten ötürü Mısırlı adamın hanesini mübarek kılıp, malını ziyadesiyle arttırmıştı. Hz. Yusuf(as) endamı güzel, yakışıklı bir delikanlıydı. Bundan dolayı efendisinin eşi Züleyha Hz. Yusuf(as)’a âşık olmuştu.
Bir gün Hz. Yusuf(as)’a seslenip “Gel, benimle yat” dedi. Hz. Yusuf(as) da “Mümkün değil, efendim olan kocanız Potifar, bu evde her şeyini bana emanet etti, yalnızca siz müstesna. Ben nasıl olur da elimi sana uzatırım? Efendime bu kötülüğü nasıl yaparım? Allah-u Teâlâ’ya karşı nasıl günah işlerim” diyerek kadının teklifinden hâyâ etti. Lakin arsız, hâyâsız olan kadın her fırsatta Hz. Yusuf(as)’u zorlayıp zina etmek için ısrar etse de Hz. Yusuf(as), her seferinde onu bertaraf etmenin bir yolunu buldu. Bir köle olmasına rağmen, Allah-u Teâlâ’ya karşı günah işlememek için, imanı terk etmeyip Kadir-i Rahim’e sığındı. Ancak hanede kimselerin olmadığı bir vakitte Züleyha Hz. Yusuf(as)’ı odasına çağırdı sonra, esvabından tutup kendisiyle zina etmesi için zorladı, Hz. Yusuf(as) da ondan kaçmak isteyince esvabı kadının elinde kaldı. Kendisini reddeden kadın, hiddetlenerek bağırıp diğer görevlileri çağırarak Hz. Yusuf(as)’a iftira etti. “Bakın hanemize aldığımız şu İbrani esir benimle zorla yatmak istedi, ben sesimi yükseltince de esvabını bırakıp kaçtı” dedi. Hz. Yusuf(as)’un efendisi bunu duyduğunda o da çok hiddetlendi ve sorgusuz sualsiz Hz. Yusuf(as)’u zindana attırdı. Allah’a itaat etmek isterken başına böyle bir musibet gelen Hz. Yusuf(as)’u, Allah-u Teâlâ zindanda dahi terk etmedi. Hz. Yusuf(as) zindandayken bile boş durmadı, mahkûmlara ve zindancı başına iyilik ederek yardımcı oldu. Bu yüzden zindancı başı bütün mahpusları sorumluluğunu Hz. Yusuf(as)’a devretti.
Hz. Yusuf(as)’un ömrü zindanda çürümeye başlarken bir gün Firavunun hizmetinde olan saki ve fırıncı başı bir olaydan ötürü şüpheli oldukları için zindana atıldı. Hz. Yusuf(as) onlarla da ilgilenip yardımcı oldu. Bir gece her ikisi de bir rüya görüp kaygılı şekilde ne anlama geleceğini kendi aralarında tartışırken Hz. Yusuf(as) onları duydu ve anlatmalarını istedi. Saki dedi ki: “Rüyamda bir asma gördüm, üç çubuğu vardı ve tomurcuklanıp üzüm verdi. Üzümleri Firavunun kâsesine sıkıp ona verdim, o da içti” dedi. Fırıncı başı ise “Rüyamda başımın üstünde üç sepet dolusu ekmek taşıyordum. Kuşların gelip tepemdeki ekmekleri yediklerini gördüm” dedi. Hz. Yusuf(as) Allah-u Teâlâ’dan aldığı inayet ile rüyalarını tabir etmeye başladı. Ekmekçiye “Üç gün içinde seni darağacına asacaklar kuşlar da gelip senin etinden yiyecek” dedi. Sakiye ise “Sen de üç gün içinde tekrar eski vazifene verilip Firavunun huzuruna alınıp her zamanki gibi ona şarap sunmaya devam edeceksin” dedi. Sakinin kurtulacağını anlayan Hz. Yusuf(as) sakiden rica ederek “Nasıl sana haksızlık edilip buraya düştünse, bende aynı şekilde haksız yere buraya gönderildim. Firavunun huzuruna gittiğinde bana yapılan haksızlığı Firavuna anlat da benim buradan çıkarılmamı sağlasın” diyerek ricada bulundu. Tabir edildiği gibi üç gün sonra fırıncı başı asıldı eti kuşlara yem oldu, saki ise eski görevine döndü ama Firavuna Hz. Yusuf(as)’tan bahsetmeyi unuttu.
Ancak saki Hz. Yusuf(as)’u unutsa da Allah-u Teâlâ onu unutmadı. İki yıl sonra Firavun rüyasında ırmağın kenarında durduğunu ve yedi tane güzel semiz ineğin sazlıkta otladığını gördü. Akabinde çirkin ve cılız yedi inek daha belirdi ve güzel, semiz olan yedi ineği yedi. Firavun hararetle uyandı bir müddet sonra tekrar uyudu. Bu sefer rüyasında yedi semiz, güzel başak demeti gördü akabinde yedi çirkin, cılız, yanmış başak demeti gördü. Cılız başaklar semiz olan başakları bir anda yuttu. Firavun seher vakti uyandı huzursuz oldu, rüyaları hatırından bir türlü çıkaramadı. Ülkenin bütün sihirbazlarını ve âlimlerini toplayıp onlara gördüğü rüyayı anlatsa da kimse rüyayı tabir edemedi. Ancak günler sonra saki bir anda Hz. Yusuf(as)’u hatırlayıp Firavuna zindanda olanları anlattı. Firavun derhal Hz. Yusuf(as)’un getirilmesini buyurdu ve rüyayı anlattırdı. Hz. Yusuf(as) Firavuna “Firavunun iki rüyasının tabiri de aynıdır. Zat’ınızın gördüğünü yedi semiz, güzel inek ve başak, bereketli geçecek olan yedi yılı temsil etmektedir. Akabinde gördüğünüz yedi çirkin, cılız inek ve başaklar yedi yıl sürecek olan kuraklığa işarettir. Firavunun yapması gereken; memurlar tayin edip bu bereketli yıllarda ambarları doldurmasıdır. Ta ki kuraklık yılları gelip de kıtlık yaşandığında hüsrana uğrayanlardan olmayasınız” diyerek rüyasını tabir etti. Firavun “Mısırda bu adam gibi akıllı ve hikmetli kim var? Mademki Allah bütün şeyleri sana bildirdi ben de seni hanemin üzerine tayin ediyorum. Bütün kavmim senin emrin altında olacak, bu tahtan başka senden üstünlüğüm olmayacak” deyip Hz. Yusuf(as)’u her şeyin üzerine vekil tayin ederek kendi parmağındaki mührünü de ona verdi ve güzel esvaplar giydirdi.
Hz. Yusuf ve Ailesi
Allah-u Teâlâ’nın rüyada gösterdiği gibi yedi yıl bereketten sonra yedi yıl kuraklık hâsıl oldu. Bereket yıllarında Hz. Yusuf(as) şehirde ambarlar inşa etti, hasat edilen ürünleri oralara koydu. Kuraklık çok şiddetlendiğinde çevre halklar buğday almak için akın akın Mısıra gelmeye başladılar. Hz. Yakup(as) ve ailesi de bu kıtlıktan muzdarip olup şekva ettikleri için Bünyamin hariç bütün oğullar Mısıra buğday almaya gönderildi. Onlar Mısıra vardıklarında Hz. Yusuf(as) onları tanısa da onlar Hz. Yusuf(as)’u tanımadılar. Hz. Yusuf(as) onlara casus muamelesi yaptı. Kardeşleri Hz. Yusuf(as)’a yalvardı ve sual edilen her şeyi cevapladılar lakin Hz. Yusuf(as) Bünyamin’i de getirtmek şartıyla birini hapsedip geri kalanı gönderdi. Kardeşlerini gönderirken çuvallarına buğdaylarla birlikte getirdikleri gümüşleri de koydurdu. Hz. Yakup(as)’un yanına vardıklarında olan her şeyi anlattılar. Bünyamin’i de alıp tekrar gitmeleri gerektiğini ancak o zaman kardeşlerini salıverileceğini Hz. Yakup(as)’a anlatarak ikna etmeye çalıştılar. Lakin Hz. Yakup(as) Bünyamin’in de Hz. Yusuf(as) gibi kaybolmasından dolayı tasalanıyordu, bu sebepten oğullarının isteğini reddetti.
Ellerinde ki buğday yine tükenince oğulları yine Hz. Yakup(as)’a ısrar edip izin vermesi için yalvardılar. Hz. Yakup(as)’ta mecbur kalıp Bünyamin’in onlarla gitmesine razı oldu. Oğullarının hepsi yola koyulup Mısıra gittiler. Mısıra vardıklarında Hz. Yusuf(as) onlara ziyafet kurup muhabbet ederek ailelerinin halini hatırını sordu. Sonrasında Hz. Yusuf(as) görevlilerine kardeşlerinin çuvallarının doldurulmasını söyleyip Bünyamin’in çuvalına da kendi kâsesinin koyulmasını emretti. Onlar yola çıktıklarında vazifedarlar peşlerine düşüp hepsinin çuvallarını denetlediler. Bünyamin’in kâseyi çaldığını söyleyerek hepsini Hz. Yusuf(as)’un huzuruna geri götürüp sorguya çektiler. Mısırın âdetine göre kâseyi çalanın esir olarak kalması gerektiğini bildirdiler. Hâl böyle olunca kardeşleri esvaplarını yırtıp âh u enîn ettiler. Eğer Bünyamin’i geri götürmez iseler Hz. Yakup(as)’un kederinden vefat edeceğini söyleyip durdular. Hz. Yusuf(as) kardeşlerinin babaları için bu kadar endişelendiğini, yüreklerindeki eski kötülüğün kalmadığını görünce, bütün vazifedarları dışarı çıkartıp kardeşlerinin önünde gözyaşı dökerek onlara sarıldı. “Kardeşlerim bakın, Mısıra sattığınız kardeşiniz Yusuf(as)’u görün. İşte o benim. Siz kötülük etmek için beni buraya sattınız ancak Allah-u Teâlâ hayatınızı korumak, sizin rızkınızı saklamam için beni önden gönderdi. Şimdi gidin de babama olan her şeyi anlatın. Bak oğlun Yusuf(as) Mısırın vekili olmuş deyin. Kıtlığın birkaç yıl daha devam edeceğini iletin. Babamın bütün ailesini, malını mülkünü alarak yanıma gelmesini söyleyin” diyerek hepsiyle ağlaşıp kucaklaştı. Kardeşleri gördüklerine, duyduklarına inanamadı. Hz. Yusuf(as) her birine esvaplar, gümüşler ikram etti.
Kardeşleri Hz. Yakup(as)’un yanına vardıklarında önünde yere kapanıp günahları için tövbe ederek bütün olanları evvelinden itibaren anlattılar. Babası onlarla gelen ikramları görünce Hz. Yusuf(as)’un hakikaten de yaşadığına ikna oldu ve yeniden sevinç buldu. “Yusuf! Oğlum hala yaşıyor, tez yola çıkalım da ölmeden oğlumu göreyim” diyerek bütün ailesini, bütün malını toplayıp yola koyuldu. Allah-u Teâlâ Hz. Yakup(as)’a rüyasında seslenerek “Ey Yakup, Baban İshak’ın Allah’ı benim. Mısırda da seninle olacağım ve zürriyetini orada büyük bir kavim edeceğim” diyerek Hz. Yakup(as)’un orada huzur içinde vefat edeceğini bildirdi.
Hz. Yusuf(as) hazırlıklarını tamamlayıp ailesini karşılamaya çıktı. Babasının boynuna sarılan Hz. Yusuf(as) epey müddet ağlayarak yılların hasretini giderdi. Hz. Yusuf(as) ailesini Firavunun huzuruna çıkardı. Firavun Hz. Yusuf(as)’un ailesini, Mısır’ın Goşen bölgesine yerleştirdi. Hz. Yakup(as) ölmeden evvel bütün oğullarını etrafında toplayıp onları mübarek kıldı. Vefat ettiğinde kendisini Hz. İbrahim(as) ve Sara validemizin, Hz. İshak(as)’ın ve Rabeka validemizin ve kendi eşi Lea validemizin defnedildiği yere defnedilmesini vasiyet etti. Hz. Yakup(as) oğullarını mübarek kıldıktan sonra son nefesini verdi.
Hz. Yusuf(as) babasının naaşını mumyalattırıp yetmiş gün halkıyla beraber yas tuttu. Sonra babasının vasiyetini yerine getirerek atalarının defnedildiği mağaraya Hz. Yakup(as)’u defnetti. Hz. Yusuf(as)’un kardeşleri babaları vefat ettikten sonra kardeşlerinin kendisinden intikam alacağını sanarak onun önünde yere kapanıp kendilerini bağışlamasını tekrar rica ettiler. Hz. Yusuf(as) ise onlara merhamet edip affettiğini söyleyerek yüreklerini teselli etti.
Hz. Yusuf(as) da çocuklarının torunlarını dahi görerek huzurlu bir hayat yaşadı. Ölmeden evvel “Allah-u Teâlâ zamanı gelince sizleri bu topraktan çıkarıp Arz-ı Mevûd'a götürecektir. Buradan çıktığınız vakit benim naaşımı da beraberinizde götürmeyi sakın unutmayın” diye vasiyet etti. Akabinde Hz. Yusuf(as) son nefesini verdi, onun naaşını da mumyalayıp Mısırda bir tabuta koydular.
Kıssadan Hisse
Yusuf(as) olmak kolay mıdır? Çocuk yaşta doğruyu söylediği için kardeşlerinin hiddetine uğrayıp kuyuya atılmak, üstelik köle olarak satılmak.
Hz. Yusuf(as) olmak kolay mıdır? Mısır’da istese zina ederek rahatlık içinde yaşayabilecekken Allah-u Teâlâ’nın rızası için günahtan uzak durduğu için hapishaneye düşmek, gençlik yıllarını orada çürütmek.
Hz. Yusuf(as) olmak kolay mıdır? Yıllar boyu ailesinden uzak kalıp hasret içinde günlerini geçirmek. Kardeşleri kendisine geldiğinde onlara ders vermek için kendini gizleyip sessiz sessiz ağlamak.
Hz. Yusuf(as) olmak kolay mıdır? İmanı ve itaatiyle Mısır’a vezir olup herkese adil davranmak. Sadece kendi ailesinin değil bütün milletlerin kıtlıktan sağ çıkmasını sağlamak.
Hz. Yusuf(as) gibi olup onca hezimete rağmen kötülüğe iyilikle karşılık verebilecek kadar Allah-u Teâlâ’nın rızası için yaşayabilir miyim?
Kaynakça
Tevrat-ı Şerif: Yaratılış 37, 39, 40, 41, 42, 43, 44, 45, 46, 48, 49 50
Zebur-u Şerif: Mezmurlar 105:16-23
İncil-i Şerif: Elçilerin İşleri 7:9-17, İbranilere Mektup 11:22
Kur’an-ı Kerim: Yusuf 4-102